Üzerimde bir yorgunluk var; bedensel bitkinlikten çok, duygusal bir yorgunluğa benziyor. Çalışırken kayboluyor ama yalnız kalınca yeniden depreşiyor. Sanırım yaşamımın en kötü dönemini geçiriyorum.
Daha önceki kavgalarımızda da böyle olurdu; her seferinde Sevim gözyaşlarını tutamaz, ben de onun yüzünü ellerimle kurular, sonra da tutkulu bir sevişmeyle barışırdık. Ama bu gece sevişmeyi istemiyordum.
Adam yalpalayarak yanıma çöktü. Başını
sallayarak, durmadan aynı şeyi tekrarlıyordu. Ama dili dolaştığı için ne söylediğini anlamakta zorluk çekiyordum. Sonunda çözdüm. Yaşam ağlamaya değmeyecek kadar saçmadır. Diyordu, haklısın diyerek boynuna sarılıp ağlamaya devam ettim.
Yıldırımla aramızdakine benzer bir ilişki kurmaya çalıştım, olmadı. Önce yetenekleri sınırlı diyerek Mustafayı suçladım, sonra anladım ki ben de Yıldırım değilim.