vusiican

vusiican
Yaseminler üstüne yemin ederim...
Birini hem kendi ölümünden korumaya çalışıp hem de her şeyin yolunda olduğunu hissetmesini sağlamak gerçekten de çok zormuş.
Reklam
"Ne gemisi?" "Kuru yük gemisi." "Niye bu kadar önemli peki o gemi?" "Babam var çünkü içinde. Ben küçükken annem bizi bırakıp gitti. Daha renkli bir hayatı olsun diye gitti. Babam benimle ilgilenebilmek için işini bıraktı. Sonra, her gün iş aradı. Beni de yanında götürebileceği bir iş. Yol-yemek-sigorta olsa yeter bize be İsmail derdi. Ama bulamadı. Sonra bir gün hastalandı. Bir daha kalkamadı yatağından. Beni almaya geldi birileri. Gitmek istemedim ama babam dedi ki, ben iş buldum İsmail, gitmem gerek. Gemide olacağım, her gün el sallayacağım sana o gemiden. Sonra bir sabah geleceğim seni de alacağım, beraber çekip gideceğiz buralardan." "O günden beri o geminin gelmesini mi bekliyorsun?" "Evet. Geleceğim dedi çünkü. Gelmem deseydi beklemezdim. Niye geleceğim desin ki gelmeyecek olsa... Neyse lafa tutma İsmail Abi'ni Bıdık. Yolum uzun." "Gezegenimdeki gülüm. Sence koyun o gülü yemiş midir?" "Koyun hiç gül yer mi Bıdık? Asma yüzünü. Geri döndüğünde gülün seni bekliyor olacak merak etme. Çünkü geleceğim demişsin. Demesen beklemez solardı belki ama bıraktığın gibi seni bekliyordur şimdi. Hadi yolun açık olsun Bıdık Prens." "İsmail Abi!" "Hooop!" "Beklemekten vazgeçme sakın. O gemi bir gün gelecek."
"Seni sevmeye başladığım o günden beri acı çeken bir yüreğim var. Beni anlamadın demeyeceğim, beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın ve anlamana rağmen canımı yaktın. Başıma gelen en iyi şeyse, acı çekmeye alışmaya başladım..."
Derinlik sarhoşluğu dedikleri şeyi yaşıyorum sanki şu an. Suyun altında nefes almaya çalışıyorum çaresizce. Önce başın döner, sonra gözlerin kararır ve ardından bilincini yitirirsin. İşler bir kere kötüye gitmeye başladığında durduramazsın. Ardı arkası kesilmez. Dibe battıkça batarsın. Bir noktadan sonra her şeyin normale dönmesi için değil de işlerin bundan daha kötüye gitmemesi için dua edersin. İşte ben de tam o noktadayım. Duvarlar üzerime üzerime geliyor, zemin ayağımın altından kayıp gidiyordu sanki. Daha fazla duramadım hastanede, yollara vurdum kendimi. Bir çare, bir çıkış yolu aradım ama nafile. Leyla ile beraber sıkışıp kalmışız aynı döngünün içinde. Sahile indim. Gün doğumunu izledim. Ne tuhaf, mutlu insanların böylesi bir güzelliği görememesi. Yalnız mutsuz olanlar bilirler gün doğmadan hemen önce denizin aldığı rengi. Bu serinlik, bu koku çimlere düşen çiğler, kuşların cümbüşü ve sabahı müjdeleyen bu kızıllık. Böylesi bir mucizeye ihtiyacım vardı işte benim de. Ne sesimi duyan biri var etrafımda ne de çaresizliğimi gören.
Konuşamadı. Konuşmaya çalıştı ama yapamadı. Kelimeler diken olup battı diline. Her halinden belliydi canının yandığı. ... Konuşamadım. Konuşmaya çalıştım ama yapamadım. Kelimeler diken alıp baktı göğsüme.
Reklam