Herkesin doğumundan itibaren inşa etmeye çalıştığı bir bina vardır. Yığarlar tuğlaları üst üste, yalan yanlış, eğri, fark etmeksizin. (Düzgününü de görmedim). Geri çekilip baktıklarında gurur duyarlar. İşin tuhafı, herkes de hayrandır. Onun da oldu tabii; ama nereden bakarsa baksın, beş altı tuğladan fazlasını göremiyordu. Bazen galeyana gelip, yedi sekiz tuğla birden koyduğu da oluyordu; ama akşama kalmadan hepsini deviren yine kendisi oluyordu. Bu çatısız duvarsız binada tüm yağmur, kar, fırtına üstüne üstüneydi. "Oh - rahmet..." demeleri çok uzun sürmedi.
Güzelce bir piyanosu vardı; ama kafasındaki müzikle parmakları arasındaki fark tüyler ürperticiydi. İşin asıl kötü yanı, kendini piyano başında olmadığı her yerde piyanist gibi hissetmesiydi. Yıllarca ya piyanonun başında hayal kurdu ya da plak çalarken orada oturdu. Tüm enerjisini hayallerle tükettiğinden olacak, geriye bir şey kalmıyordu. Yükselmek için yekindikçe bulunduğu çukuru derinleştiriyordu. Bildiği tüm renkler; gri, koyu kahverengi ve sarıdan ibaretti (yenilginin tüm tonları). Bildiği tek kokuysa, yanık kokusuydu. İnançsızlıktan ve cesaretinden dolayı hiçbir şeyden, hiç kimseden kaçamıyordu - hep ortalıktaydı, en orta yerde...
Adam onu henüz anlayamamış, tanıyamamış ve sevememişti. Göz çukurlarına yerleşmiş parlaklıklarda bir türlü kendini göremiyordu. İyice hırslandı. Böyle birine ne yapılabilirdi... Deliler gibi konuşuyordu, adam ona, bilmem kimin taklalar atılası bir becerisinden bahsediyordu; ince esprilerine sözde komik "Adamın biri..." fıkraları karşılık geliyordu; asaletini göstermek için sade ve zarif giyiniyordu; adam ona üst baş almayı teklif etti. Görülmemiş duyulmamış ne varsa yaptı; adam sözünü kesip yine fıkra anlattı. Bizimki gökyüzüne bakarak konuştukça, adam yerin yedi kat dibindeki tüm süprüntüleri üzerine attı.
Birine, bir çocuğa "Ne Akıllısın!" demek korkunç bir şey. İnsanı ömrü billah sersem etmenin en etkin yolu... Böylece rahat ve sıradan şeyler yapabilme şansı tümüyle elinden alınmış olur.
Maceraları kafamda yaşasam da zaman kaybetmesem - hem de hırpalanmasam - hem de yalancı durumuna düşmesem...
Korkak mı olurum - kendini esirgeyen mi - suçlu mu - aldatan mı... Ah, bir olsam - o zaman her şey olurum.