Vücudum, gündüz bir ıstırap kaynağı haline gelebilir, haksız yere paramparça olabilirdi. Vücudum, gündüz benim malım değildi. Elimden alınıyordu. Bana sormadan birtakım yerlerini kesip atabilir, bütün kanını boşaltabilirlerdi. Çünkü savaş, vücudunuzu sizin malınız olmaktan çıkarır, yedek âletler deposu haline getirir.
Ousa savaş serüven falan değil, bir serüven taslağı. Serüven, yarattığı ilintilerin zenginliği, doğurduğu sorunlar ve önayak olduğu yaratışlarla değer kazanır. Yazı tura oynarken bir yana ölümü, bir yana yaşamı koymak, bu oyunu serüven haline getirmeye yetmez. Savaş bir serüven değil. Savaş bir hastalık. Tifüs gibi bir şey.
Şu anda, güzel bir kadın gibi kendimizden emin, buz taneciklerinden yapılmış duvağımızı sürüyerek, kaderin çizdiği yolda ilerliyoruz...
Şu dönüş, kendinden emin güzelin ardından koşan erkeklerle dolu gökyüzünü de peşimizden sürükleyecek...
Düşler kadar güzel kadın dönüşünü tamamlayamıyor.