Bu ağıdı öldüğün için söylemiyorum
Sen ölmedin rüveyda; at vuruldu, ben öldüm
Her hamlesi bir tabut şimdi bakışlarının
Yıkayıp kefenledin; mehtabına gömüldüm
Her iklime kanatlı bir haberci salsınlar
Çağır âşıklarını; namazımı kılsınlar
Duysun âlem ateşin dağı erittiğini
Bu illetin taşları bile çürüttüğünü
Gün olur da ayrılık yumağı çözülür mü
Bergüzarım ayaklar altında ezilir mi
Rüveyda, görür müyüm yeşil ufuklarını
Seninle bir sonsuzluk bulur muyum rüveyda
Yoksa hep bu kabirde kalır mıyım rüyada
Bağrı çok savruk da olsa sabah
Günün en çıplak vaktidir
Günün en çıplak kuşları gezinir orda
Ve ilkin loş bir yürek çarpıntısıyla
Uyur göğsümün bedenimin çaşıtları
Bütün çaşıtları uyutur sabah
Kuşların, kuşların uçuşlarını da.