Sanki iktidar, bilekleriyle dirsekleri arasındaki kabaran kaslarına yerleşmişti. Sanki otorite, küçük bir maymun gibi omuzuna tünemiş, kulağının dibinde geveze geveze konuşuyordu.
Simon’un önünde, değneğe takılı duran Sineklerin Tanrısı, sırıtıyordu. Sonunda Simon dayanamadı; başını kaldırıp, Sineklerin Tanrısı’na baktı. Beyaz dişleri gördü, donuk gözleri gördü, kanı gördü. Simon’un gözleri o çok eski, o yadsınmaz bilgiyi kabul etti. Simon’un sağ şakağında bir damar, beynini dövercesine zonklamaya başladı.