müteşekkir

Bir Çift Yürek
Aborijiniler zamanın başlangıcından beri bu toprakların üzerine yaşadıklarını söylerler. Bilim adamlarıda en azından elli bin yıldır Avustralya’da yaşadığı konusunda hem fikirdiler. Ellibin yıl sonra ormanları yok etmemiş, suları kirletmemiş, canlı türlerinin soyunu kurutmamış, hiçbir türlü zehirlemeye yol açmamış olmaları gerçekten şaşırtıcıdır. Onlar pek çok gülmüşler, pek az ağlamışlardır. Ömürleri daima uzun, sağlıklı, bereketli olmuştur ve de bu bedenlerini terkederlerken ruhsal olarak kendilerini güvende hissetmişlerdir.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir Çift Yürek
Bana “iyileşmenin zamanla hiç bir ilgisi yoktur,” dediler. “İyileşme de hastalık da bir an içinde oluşurlar.” Ben bunu ; insan bedeni hücre düzeyinde bir bütündür, iyi ve sağlıklıdır, bir an içinde ilk anomali ya da düzensiz hücrelerin birinin herhangi bir parçasında kendini gösterir, şeklinde yorumladım. Tanının konması belirtilerin saptanması aylar yada yıllar sürebilir. İyileşme de bunun ters yönde ilerleyen bir süreçtir. Hastalanınca sağlıkta bozulma görülür ve hasta yaşadığı topluma bağlı olarak belli bir tedavi görür. Bir anda beden yokuş aşağı yuvarlanmayı keser ve ilk adımı atar. Gerçek İnsanlar Kabilesi bizlerin hastalıklar karşısında rastlantısal kurbanlar olmadığımızı, fiziksel bedenin bizlerin sonsuz bilinç düzeyimizin bireysel bilincimizle iletişim kurması için tek yol olduğuna inanır. Beden işlevindeki bir yavaşlama, çevremize şöyle bir bakmamıza ve iyileştirmeniz gereken gerçekten önemli yaralarımızı incelememize olanak sağlar: hasar görmüş ilişkiler, inanç sistemimizde oluşmuş boşluklar, korku tümörleri, Yaratıcı’ya karşı duyduğumuz kuşkular, bağışlama yetimizi yitirmemiz ve bunun gibi nedenler söz konusu olabilir.
Sayfa 110·Kitabı okudu
Bir Çift Yürek
Gerçek insanlar (Aborijiniler), sesin varoluş nedeni olarak konuşmayı görmezler. Konuşmak yürek ve akılla yapılır. Ses, konuşma amaçlı kullanıldığı zaman ortaya dökülen boş sözlerdir, ruhsal içerikli olamazlar. Ses, şarkı söyleme, kutlama yapma v şifa vermeye yarar.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Bir Çift Yürek
Bu kabilenin insanları gerçekleri gizlemek, minik zararsız yalanlar söylemek nedir bilmezler. Hiç yalan söylemedikleri için saklayacak hiçbir şeyleri de yoktur. Onlar, birbirlerini algılamak için zihinlerini açık tutmaktan ve başkalarına bilgi vermekten yüksünmeyen bir öbek insandır. Ooota bana zihinsel telepatinin işleyişini şöyle açıkladı: sözgelimi iki yaşında bir çocuk ötekinin bir oyuncakla -bir ipe bağlanarak çekilen bir taş olabilir bu - oynadığını görür ve onu elinden almaya niyetlenirse, büyüklerin bu durumu onaylamayan bakışlarını üzerinde hisseder. Bu durumda da başkasının malını izinsiz sahiplenme arzusunun bilindiğini ve kabullenilmediğini anlar. İkinci çocuksa paylaşmayı ve nesneleri sahiplenmemesi gerektiğini öğrenir. Bu çocuk oyuncakla oynamış ve eğlencenin anısını belleğine kazımıştır, böylece öğrenmiştir ki, arzulanan şey mutluluğun heycanıdır, nesnenin kendisi değil. Zihinsel telepati; evet, insanlar aslında bu yöntemle iletişim kurmalıydılar. Telepatiyle konuşabildikleri zaman, değişik diller ve alfabeler gibi engeller söz konusu olmaz.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Bir Çift Yürek
Avusturyalılar, değişik uluslar için pek çok değişik sözcük kullanıyorlardı. Amerikalılara Yanks, Yeni Zelandalılar’a “Kivi”, İngilizlere de Bloody Poms diyorlardı. Yetkililerden biri Pom sözcüğünün bir zamanlar Avrupalı askerlerin başlarına taktıkları kırmızı tüylerden geldiğini açıklarken bir başkasıda on dokuzuncu yüzyılda Avustralya’ya gelen mahkumların giysisinde POM, yani Prisoner of His Majesty ( Kral Hazretlerinin Mahkumları) yazdığı için bu terimin yerleştiğini anlatmıştı.
Sayfa 42·Kitabı okudu