Her şey bozuluyor, dünya kıyamete, insan ölüme bakıyor. Meyve çürüyor, çiçek soluyor. Roma hiç değişmiyor. “Uyan Roma,” diye mırıldandı azatlı köle birleş daha. “Zeytin Bahçesi’nde havarileri esir alan uyku mu çöktü üzerine? Uyan.” Daha dün Tiber köprüsünün üzerinde Roma’nın karanlık sularına bakarken de böyle haykırmıştı: “Vay sana ey Beytsayda!”
Duymayan var mı? Yoktu. Olmasın da. Ne de olsa bu onurlu mahkemeden yasalara uygun olmayan bir karar çıkmazdı. Daha iki ay önce on beş yaşındaki bir cadının, suçu delillerle sabit görüldüğü halde yasalar yaşının küçüklüğü sebebiyle canlı canlı yakılmasına izin vermediği için - yalını büyütmek kimsenin aklına gelmemişti- önce kılıçla başı kesilmiş, sonra da cesedi bir direğe -nedense- sıkı sıkı bağlanarak yakılmıştı.