Yarbay Butçekev, ezile büzüle anlatmaya başladı: “Sayın İmam! Generalimizin selamı var. Sizden çok önemli bir ricası var.”
Kartal bakışlarıyla Yarbay’ı süzen Şamil, hemen sordu: “Ne istiyormuş Generaliniz?”
“Efendim, sizin yazdığınız mektubun dilinin biraz yumuşatılmasını istiyor. ‘Ben bu mektubu bu şekliyle kabul edersem, askerlik hayatım sona erer.
Dahası, Çar Nikola, hepimizi kurşuna dizdirir’ diyor… Lütfen, bize acıyın.”
“Ben, yazacağım her şeyi yazdım… Generaliniz, Dağıstan’ın masum halkını katlettirmeden önce düşünseydi bunları…”
Yarbay Butçekev, ağlamaklı bir sesle:
“Ya İmam! General Feze, sizden rica ediyor… Hatta yalvarıyor. Lütfen kırmayın onu!”
‘Denedik, uğraştık ama destek bulamadık. Her adımda engellerle ve düşmanlıkla karşılaştık…’ Böyle söylemeyin! Karanlığın ruhu ışığınızı söndürdüğünde her defasında yeniden yakın. Yine mi söndürdü, ikinci kez, üçüncü, beşinci, yüzüncü, bininci kez yakın.
Yanmaktan yorulmayın. Işık saçın ve etrafınız aydınlanana kadar başkalarına da yol gösterin. Yolunuzda çabuk bir başarı beklemeyin. Onay ve sempati, şeref ve şan yerine iftira, nefret ve alayla karşılaşabilirsiniz. Yardım yerine entrikalar yapılabilir, hatta size karşı açıkça mücadele de yürütülebilir. Düzinelerce, yüzlerce, binlerce karanlık güç ışığınızı söndürmeye çalışacak… Ama siz ışığınızı korumaya ve diğerlerini de aydınlatmaya devam edin!
‘’Finlandiya’nın top kovalayacak insanlara ihtiyacı yok. Finlandiyalıların ekonomik, sosyal, zihinsel, ve ahlaki yaşamlarını yönlendirecek, güçlü önderlere ihtiyacı var.’’
‘’Halkın içinde dinin gerilemesi bir kilise meselesi değildir. Bu devlete karşı bir tehdittir. Kitlelerin dinsizliği belki de insanlığın en tehlikeli hastalığıdır. Ve bazı şuursuz gençlerin, onların peşi sıra akılsız liberallerin ateizmin özgür düşünce olduğunu düşünmesi beyhudedir. Tanrısızlık ruhun çıplaklığı, ruhun yoksulluğudur.’’
‘’Bütün Suomi’ye büyük bir aile olarak bakalım. Bütün Fin halkının -en fakir baca temizleyici, katrancı, dul kadın, temizlikçinin- sizin küçük erkek ve kız kardeşleriniz olduğunu unutmayın. Onları eğitmek ve kadim kültürlere sahip ülkeler arasına sokmak sizin görevinizdir. Unutmayın ki insanlarınızın cehaleti, edepsizliği, sarhoşluğu, hastalığı, yoksulluğu sizin de utanç verici suçunuzdur.’’