Waldeinsa

Günler sesi soluğu kesilmiş bir çocuk gibi solgun ve dingin.Güneş,himayesindeki her nimete güzelliğini sunuyor , geceleri ayrılsa da.Sevdiklerimizi nasıl gerçekten sevebiliriz?Onları koruyarak mı? Onlardan kaçarak mı? Umutsuz günlerimizi onlara hissettirmeyerek mi? Dört yanı sarmaşıklarla çevrili bu derman kimin gönlünün içine saklanmış.Benliğimizi, ruhumuzu yaşatmaya çalıştıkça , vurgun yemiş misali savrulmuyor muyuz karanlıklara? Her gün üzerimize doğan güneş ısıtmıyor aslında , sanılarla geçiyor , delicesine akıp geçiyor bu zaman.Korku , her şeyin katili olmuşken , sığındığımız başka karanlıklar açıklayamıyor düşüncelerimizi.İnanmak istediğimiz bir çıkış varken , öylece gülü kurutmaya devam ediyor.Ediyoruz...
Reklam
Uzak olan yakına hasret, yakın olan uzağa. Giden kalana hasret, kalan vuslata. İnsan vefaya hasret, insan insana. ... H.Mücahid
Gece , Leyla'yı ayın on dördü. Yahya Kemal Beyatlı
"Benim için ne de hüzünlü gidişin, Ah bahar, ah aşk mevsimi! Ne karanlık..."

Waldeinsa

, bir kitabı okumaya başladı
Ivan Turgenyev
8/10 · 55,9bin okunma
Reklam