Bernhard, yine Kiler’de şöyle bir şey de
söylüyor: “Geleceğim olmadığına dair önceki inancım yok yok olmuştu, artık geleceğim olabileceğine inanmıştım
ve aniden her şey bende hayranlık uyandırmaya başlamıştı ki çok uzun zaman önce kaybolup gitmiş bir duyguydu bu. Eskiden çoğu kez yaptığım gibi, kendimi bir geleceğim olacağına ikna etmem gerekmiyordu artık, bir geleceğim vardı. Yaşamıma yeniden kavuşmuştum ve onu yeniden avuçlarımın içine almıştım.” Ben de tam böyleyim şimdi işte.
İstanbul’dan değil ama her hayat yıkıp kuruşumda yine senden ayrılmaktan bıktım...
... Kendimden sökemediğim yerlerine yapışıp tam kalmaya çalışmaktan da bıktım...
Zaten bitmedi, nerde bitti, kim demiş? Ayrıldıktan sonra bitiyor muymuş? Öyle bir dünya var mıymış?
Ayrılık da bir ilişkidir nihayetinde, ayrılığı nasıl yaşayacağın bir bakıma tercih işidir. Ben seninle düşman olmayı hiçbir zaman düşünmedim. Sana hissettiğim duyguları da, iyisiyle kötüsüyle hiçbir zaman inkâr etmedim. Şunu unutma ki biz bitti demeden bu iş asla bitmez Osman.