Bugüne kadar okuduğunuz/dinlediğiniz hiçbir masala bu gözle bakmadınız. Bundan sonra karşınıza çıkan hiçbir masal da size eskisi gibi gelmeyecek…
“Çirkin ya da güzel olmanın bir önemi yok aslında, hepimiz aynıyız.”
Geçiyorum tahtanın karşısına, karşımda çocuklar… “Masal genellikle halkın meydana getirdiği, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî türdür.” “Genellikle mutlu sonla biterler, iyiler ödüllendirilirken kötüler cezalandırılır.” Bir öğrencim kalkıp soruyor sonra, “Öğretmenim, mutsuz sonla biten masal olur mu?” Donarak ölen Kibritçi Kız geliyor aklıma, ateşe düşerek eriyen Kurşun Asker, denizköpüğüne dönüşen Küçük Deniz Kızı. Ama çocukların elinden masal kahramanlarını da alırsak geriye ne kalır ki? “Mutlu sonla biten masal yoktur, insanın inanmak istediklerine gönüllü olarak kanması vardır,” der Tarık Tufan, iyiye kapı aralamak ister Clarissa P. Estes, Bir masal, bu masal gibi, ölümle ya da kahramanın sakatlanmasıyla bittiği zaman, “Başka bir şekilde bitemez miydi?” diye sorarız. Peki, ya masallar kaynağını hayalden değil de hayatın ta kendisinden alıyorsa?"Beni de olduğum gibi sevemez misiniz?”
Masal dinleyerek uyuyan son nesiliz belki de. Uyumadan önce düşlere dalan, sorgulayan... Sonunu değiştirmek istediğiniz bir masal oldu mu hiç? Masalların içindeki kahramanları anlamaya çalıştığınız… “Kahramanlar konuşulur… Başarılılar, güzeller, yakışıklılar, göz önündekiler, hızlı ve dikkat çekici olanlar konuşulur. Oysa her hikâyede birileri daha vardır. Görmediğimiz, bilmediğimiz, konuşulmayan, anlatılmayan ama en az anlatılanlar kadar değerli olan birileri. “Ben vardım, varım. Kimse görmek istemese de varım.”
Hep pamuk prensese
Bugün 1000Kitap’ın doğum günü sevgili okurlar.
14 yıldır kitaplarla, alıntılarla, incelemelerle ve paylaştığınız her güzel cümleyle bu topluluğu birlikte büyütüyoruz.
Türkiye’nin en büyük okur topluluğunun bir parçası olduğunuz için her birinize teşekkür ederiz.
İyi ki varsınız. ❤️
By its nature, the metropolis provides what otherwise could be given only by traveling; namely, the strange.
- Jane Jacobs
Metropol doğası gereği ancak seyahatle elde edilebilecek olanı, yani tuhaf olanı sunar.
-Jane Jacobs
🌅 SUP yaparken doğayla bütünleşmek, suyun dinginliğini hissetmek ve o anın tadını çıkarmak gerçekten ruhu besleyen bir deneyim. Gün batımının büyüsü, hafif rüzgarın serinliği, yeşilin ve suyun huzur veren dokusu...
Tüm bunların arasında bir yandan Tuğba Saydam'ın *"Hiçlik ya da Her Şey"* gibi derinlikli bir kitabı okumak, bir yandan da Avicii'nin *"Live A Life You Will Remember"* gibi ilham dolu bir şarkıyla anı anlamlandırmak—tam bir *"mindfulness"* anı!
Bu tarz anlar, modern hayatın koşuşturmacasından uzaklaşıp kendimizle ve doğayla bağ kurmamızı sağlıyor.
SUP (Stand Up Paddleboard) zaten başlı başına bir meditasyon gibi; dengede durmaya çalışırken zihnin boşalması, suyun ritmiyle senkronize olmak... Üstelik yanında bir fincan kahve ve sevdiğiniz bir kitap varsa, değmeyin keyfinize!
Avicii'nin o şarkısı da bu anlara çok yakışıyor—"One day you'll leave this world behind, so live a life you will remember."
� Belki de hayatın özü budur: Anı yakalamak, küçük mutlulukları fark etmek ve ruhumuzu besleyen deneyimler biriktirmek...
Umarım böyle güzel anları sık sık yaşama fırsatınız olur. Şimdiden bir sonraki SUP seansınızın hayalini kurmak bile huzur verici!
🌊📖☕
Hiçlik ya da Her ŞeyP.KübraSemra YAPALBetülMiroslava AngelovaDeMeTeRCuma BozkurtFiliz TaşcıArzuCansuN❁ @Doganntugba Tuğba Saydam