Birazdan söyleyeceklerimi şahsi algılama, pürmelalimi anlatmaya çalışıyorum. İçimde seninle hiç ilgisi olmayan bir öfke var. Şimdilik kontrol altında sayılır. Ayağından zincirle bağladım, kömürlükte zapt ediyorum. Onu karanlıkta büyütüyor, her gün çiğ etle besliyorum. Bir gün kaçmayı başarırsa neler olabileceğini tahmin bile edemiyorum. Bir delilik yapmasına izin vermeyelim Osman, tut beni, ben barışmak istiyorum.
Medeni Kanun’un 23. maddesi, kişiyi kendinden korumayı hedefliyormuş. Yani tam böyle değildir tabii de böyleymiş gibi algılamaktan çok hoşlanıyorum. Sen
yokken kendimi kendimden korumakta güçlük çekiyorum. Kanun namına dön Osman, ben barışmak istiyorum.
Issız bir adaya düşsen yanında götüreceğin üç şey sorusuna bıçak, çakmak ve Osman diye cevap veriyorum. Bıçak seni kesip doğramak, çakmak da ateş yakmak için. İnsan etini pişirmeden yiyebileceğimi düşünmüyorum... Yani evet, ara ara seni bıçaklamak istediğim doğru ama genellikle şaka yapıyorum. Sana bu satırları ıssız bir adadan yazıyorum.
Üstelik bu dönemde Venüs geriliyor, Merkür takla atıyor, Satürn de hulahop çeviriyormuş. Açılarına bir şeyler olmuş. O onun evine girmiş, öteki berikine transit geçmiş, bir şeyler bir şeyler... Yukarıda neler oluyor hiç anlamıyorum. Bu gezegenlerin ne bok yediği belli değil Osman, kozmik tuzaklara düşmeyelim, ben barışmak istiyorum.
Bundan önce söylediklerimi unut, ben barışmak istiyorum Osman. Ayrılalım dedim diye hemen ayrılmamız mı gerekir? Bir an boş bulundum. İçim şişti,
aklım taştı, hormonlarım coştu, konuştum. Dilin kemiği yok