Üzüntülerimiz,günlük hayatımızdaki ödevleri bile normal bir şekilde yapmamızı engelliyor.Kederin ağına takılan balıklar,çırpına çırpına ölüyorlar.Mutluluk bir seyahat şekli olması gerekirken, bir türlü ulaşılamayan hayali istasyonlar haline geliyor. Yüzlerimiz, hüznün yüzlerce elbisesinden hangisini seçeceğine bir türlü karar verememiyor. Aynı hava sıcaklığında bir gün üşürken, bir başka gün terleyebiliyoruz. Bir gün kahkahalarla güldüğümüz bir espiriye, bir başka gün tebessüm etmekte zorlanıyoruz.
"Sabah sabah insanını denedim dünyanın
Cimrilikle dolu deriler yürüyordu.
Başka bir şey göremedim.
Sonra kanaat kınından bir kılıç çektim.
Keskin tarafıyla onlardan
Ümitlerimi kestim."