Ancak kaderin tokadını yemiş,kendilerine güvenlerini yitirmiş,hor görülmüş,çirkin yaradılmış olanlara sevgi gerçek bir destek olur.Yalnız böyleleri bilir sevmeyi sevilmeyi;şükran duugularıyla,alçak gönüllülükle sevmek gerektiğini ancak onlar bilir.
"Hayır, sağlamları,kendine güvenenleri, gururluları, neşelileri, sevinçli olanları sevmenin anlamı yoktu;onların ihtiyacı yoktu buna.Bu gibiler sevgiyi sanki kendilerine ödenmesi gereken bir borçmuş gibi,yukarıdan bakarak,umursamaz bir halle kabul ederler.Bir insanın kendisini vermesi,onlar için gelişigüzel bir olay,saçlarına taktıkları bir süs,kollarına geçirdikleri bir bileziktir sanki.
Üzüntülerimiz,günlük hayatımızdaki ödevleri bile normal bir şekilde yapmamızı engelliyor.Kederin ağına takılan balıklar,çırpına çırpına ölüyorlar.Mutluluk bir seyahat şekli olması gerekirken, bir türlü ulaşılamayan hayali istasyonlar haline geliyor. Yüzlerimiz, hüznün yüzlerce elbisesinden hangisini seçeceğine bir türlü karar verememiyor. Aynı hava sıcaklığında bir gün üşürken, bir başka gün terleyebiliyoruz. Bir gün kahkahalarla güldüğümüz bir espiriye, bir başka gün tebessüm etmekte zorlanıyoruz.