Durumu anlamalarını ne kadar isterdim, dedi. Etlerini temin edecek tek yolun hangisi olduğunu anlamalarını ne kadar isterdim... Ah, Allahım! Bazen canımdan bıkıyorum, beziyorum. Bir adam vardı, ben mahpustayken, getirmişlerdi. Sendika kurmaya çalışıyormuş. Bir tanesini kurmuş bile. Sonra o vigilant'lar[ 22] sendikayı dağıtmışlar. Nasıl olmuş, biliyor musunuz? Adamın yardım etmeye çalıştığı insanlar, kendi aleyhine kalkmışlar. Onunla ilgilerini kesmişler. Onun aralarında bulunmasından berkinmişler. "Defol git!" demişler. "Sen bizim için tehlikeli bir adamsın!" demişler. Tabiî bu hareket adamcağızı epeyce üzmüş. Hapishanedeyken derdi ki: "Bilgili adam böyle şeylere boş verir." derdi. "Fransız İhtilâline baksana... Devrimi yapanların sonradan birer birer kafası uçurulmadı mı? Bu, her zaman böyle olur." derdi. "Yağmurun yağması kadar doğal bir şey bu. Bu iş, çocuk oyuncağı değil. Böyle işlere kelleyi koltuğunun altına alanlar girer. O zaman artık sen davanın kendisi olursun. Washington'a bak..." derdi. "Devrimi yaptı, sonra öteki itoğlu itler, onun aleyhine döndüler. Lincoln' ün başına da aynı şey geldi. Lincoln'ü alkışlayan aynı adamlar, onu öldürmeye kalktılar. Yağmurun yağması kadar doğaldır bu!.."