Ben Kirke, bana hep kendi iç sesini yıllarca kısık söylemiş bir kadının, sonunda cesaretini toplayıp o sesi duyulur hâle getirmesini hatırlatıyor. Kirke’nin tanrıların arasında görünmez kalışı, sonra bir adada tek başına hem kendine kızıp hem kendini iyileştirişi… Hepsi çok tanıdık geliyor. Miller, Kirke’nin hikâyesini öyle sakin, öyle içten bir dille anlatıyor ki okurken sanki onun hemen yanındasın. Bazen yalnızlıkla, bazen güçle .. Kitap,kendi yolunu seçmenin ne kadar büyülü ve zor olduğunu çok sıcak, çok sahici bir şekilde hissettiriyor.
Sevgiyle tavsiye ediyorum:)