Dilin içinde dolaşımda olan iktidar kavramı, insanın, dili, dilin manipülasyonuna ve denetimine karşı nasıl kullanabileceği sorusunu ortaya çıkarmaktadır. Agamben'e göre bunun yanıtı iktidar dillerini kesintiye uğratmak ve dilin "salınan yeri"ni açığa çıkarmak düşüncesine bağlıdır.
Antik Yunanlıların siyasala ilişkin kavramlarında bulunan zoe (yaşam) ve bios (iyi yaşam) arasındaki yarılmanın izini sürer ve zoe'nin siyasal alandan dışlanma biçimlerini tanımlar. -bu dışlanma biçimlerinde siyasetin salt yaşamla ya da çıplak yaşamla problematik bir ilişkisi bulunmaktadır. Agamben çıplak hayatın siyasaldan içlenerek dışlanmasını ve temel işlevlerinin yaşam biçimlerini siyasallaştırıp kontrol etmek olduğunu ileri sürdüğü siyasal sistemler altında yaşayan bütün insanların kırılganlığının- (...) izlerini sürer.
Nasıl ki, kilise hu kukuna göre, seküler konuma indirgenen rahip, daha önce üyesi
olduğu tarikatın göstergesini taşımak zorunda kalmışsa, “sekülerleşmiş” kavramı da aynı şekilde bir işaret olarak geçmişteki
teolojik alana aidiyeti gözler önüne serer.
Geçmişin hakiki imgesi bir an için titreyip söner [huscht vorbei]. Geçmiş ancak, tanınabilirliği anında aydınlanan bir imge olarak kavranabilir ve bir daha asla görülmez. (Benjamin 1974, 685).
Bu anlamda, Yahudi’nin paltosundaki sarı kumaş parçası da, ulak ya da polisin kıyafetindeki renkli işaret de, sadece “Yahudi”, “polis”, “ulak” gösterilenlerini akla getiren sıradan yansız göstergeler değillerdir: Bu ilişkinin yerini politik-pragmatik alana taşıyarak, daha ziyade, Yahudi, polis ve ulak karşısında takınılması gereken tavrı (ve onlardan beklenen davranışı) ifade ederler.