ellerim titriyor,yaşlar boşalıyor
gelecek o kadar da aydınlık değil,eskisi kadar...
eski dostlarım toplanmışlar eski püskü bir masanın etrafında üstünden yıllar, aylar, haftalar geçen anıları konuşuyorlar.
eskisi gibi olmayacağımızın verdiği burukluk, akan zamanın hızlılığı titretiyor her seferinde burnumun direğini...
artık daha fazla göremeyecem,artık daha fazlasını kaldıramaz gibi olduğumda
yatağıma uzanıp bi 20 yirmi yıl daha uyurum.
geçer acılarım geçici bir süreliğine.
ölüm nedir?
bizi uğruna saatlerimizi harcadığımız hayat düzeninden koparan bir ''melek'' midir yoksa dinini hakkıyla yaşayanları daha iyi bir dünyaya ışınlayan bir kapı mıdır?
Eminim herkes hayatında en az bir kere bir yakının cenazesine şahit olmuştur. Soğuk suratlar, ölen kişinin yakınlarının sessiz hıçkırıkları,ve eve döenerken ki o korkunç sessizlik.
Bunları bir araya getirince ölüm o kadar da masum gelmiyor gibi.
Ama insanlar bir şekilde kabul etmeyi öğreniyorlar ölümü, ya bi öbür dünyanın varlığına inanıp ya da ne yaparla yapsınlar ölümün kaçınılmaz olduğunu gerçeğini değiştiremedikleri için.
Ölüm nedir sorusuna ise bir türlü kesin bir cevap bulamıyorlar.
Bana kalırsa en korkutucusu ise bu...