Benim yaptığım şeyin batışını izlemek üzmüyordu nedense. Belki de daha yaparken sonunun bu olacağını bile bile yapmış olmak bana üzülme hakkı tanımıyordu. Hayat da biraz böyleydi, sonunu bildiğimiz yollarda yürümenin mesuliyeti yalnızca bizdeydi. İşte öyle bir şey.
Bu kadar basit miydi? Üzerine çokça düşündüğümüz karmaşık bilmeceleri, olağan su yönünde, bir kayık gibi bırakınca işler birden düzelmeye mi başlıyordu?