Bunların hepsini anlatabilirdim ona ama tanışmıyoruz. Yine de yüzüne bakınca görüyorum. Biz onunla birbirimize, biz hepimiz birbirimize çok benziyoruz.
Kayıp, kayıp olduğunun bile hatırlanmayacağı derinlere gömülüp bırakılacak. Ta ki beklenmedik bir ses, bir koku, bir şarkı, bir fotoğraf onu hatırlatıp ince bir sızıya dönüştürene dek, orada kalacak... Orada. Yorgun bir hiçliğin ortasında.
Tanışsaydık eğer, ona şöyle demek isterdim: Bulursan sevin ama bulamazsan üzülme. Hatta en iyisi, hiç arama bile. Hani nasıl her nevi kötü ihtimali bertaraf etmek için uzak tutuyorsun ya kendini benden, işte aynı öyle.