Mysteron

Mysteron
@WickedGame
Feed your head sinefil.com/mysteron
1257 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
...Ve sizler, burada, Yaşam olan her şeyden uzakta, bir yokoluşun içinde kıvranıyorsunuz.... planlarınız peş peşe fiyaskoyla sonuçlanıyor, düşleriniz kör bir şekilde un ufak oluyor; sizlerse asla gerçekleşmeyecek bir tür mucizeye inanıyor, sizi buradan çekip çıkaracak bir çeşit mesihe bel bağlıyorsunuz... Oysa biliyorsunuz ki, artık inanılacak bir şey yok, artık bel bağlanacak bir şey kalmadı; çünkü geçip giden yıllar, öyle değil mi, üstünüze o kadar büyük bir ağırlıkla çökmüş ki, bayanlar, baylar, bu imkânsızlığa yeniden hükmedebilme olanağınızı mutlak olarak yitirmişsiniz gibi görünüyor ve bu, boğazlarınızı günden güne daha bir güçlü sıkıyor, artık yavaş yavaş soluk bile alamıyorsunuz... Peki ama... nasıl bir yazgının... kurbanlarısınız sizler, talihsiz dostlarım?
Sayfa 206 - Can
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
...Üzerindeki göğü yılmaz bir şekilde gözleriyle taradı ve sonsuza kadar tepelerine gerilmiş olan gök kubbenin, "burada her şeyin yazılı bir sonu var" düsturuna göre kendileri için bir yerlerde -ne kadar uzak olursa da olsun- gene de sonunun geleceğini düşündü. "Tıpkı bir ağıla doğar gibi doğduk bu dört bir yanı çevrili dünyaya ve tıpkı kendi pisliğinde ağnayan domuzlar gibi en sonunda besleyici memeler etrafındaki itiş kakışın, yem teknesine çıkan çamurun içindeki bitmez tükenmez yakın dövüşün ya da günbatımında uyuyacak yer için tepişmenin nedenini biz de bilmiyoruz," diye düşündü hâlâ uğuldayan beyniyle.
Sayfa 174 - Can
...O, zaten hep biliyordu ki, bu kepaze hayatın ona daha borcu vardı! Umut edeceği şeyler vardı, bekleyeceği şeyler vardı! Denebilir ki, şimdi daha fazla azap çekmesine gerek yoktu, ıstırabın sonuydu! Kaç kez kafasında canlandırıp düşünü kurmuştu! Ve işte, şimdi buradaydı! Burada! Yaşamının büyük ânı! Nefretten ve artık neredeyse nesnesi olmayan bir küçümsemeden korlanmış gözlerle baştan başa süzdü bulanık yüzleri. Sevinç, bütün bedenini dört bir yana gerdi. "Sizleri burada bırakıyorum. Hepiniz geberesiniz. İşte böyle, şimdi olduğunuz gibi. Yıldırımlar düşsün tepenize. Nalları dikesiniz. Şimdi." İçinde büyük, hatları belirlenmemiş (başta, büyük) tasarılar filizleniyor, ışıklar görüyor, imgeleminde aydınlatılmış vitrinler, modaya uygun orkestralar, pahalı kombinezonlar, jartiyerler ve şapkalar ("Şapkalar!") uçuşuyordu; yumuşak ve serin dokunuşlu kürk paltolar, ışıklı oteller, şatafatlı kahvaltılar, büyük alışverişler ve akşam, AKŞAM, dans... yalnızca hışırtıyı, bu dizginsiz uğultuyu, en yüksek derecesindeki şu şen curcunayı duyabilmek için gözlerini yumdu. Ve yumuk gözkapaklarının altında küçük kızlığından beri sakınılarak korunmuş ve sığınağa zorlanmış büyülü düş (yüz kez, bin kez yeniden yaşanan "salondaki beş çayı") canlanmış ama hoyratça çırpınan yüreğinde o eski ümitsizlik de üstüne çöküvermişti: Neler neler ama neler neler kaçırmıştı! Şimdi kendini -bir anda- nasıl kanıtlayacaktı? Üstüne üstüne çöken "gerçek hayat'ta ne yapsındı?
Sayfa 126 - Can
...Gergin sessizlikte yalnızca sığır sineklerinin dinmek bilmez vızıltısı ve uzaklardan durdurulamaz bir şekilde boşanan yağmurun uğultusu duyuluyor, bu ikisini daha da sık canlanıveren cart sesleri, o dışarıdaki ağaçlarda, masa ayaklarında ve tezgahın taşıyıcı karkasında sürüp giden; düzensiz biçimde zonklayan işaretleriyle zamanın parsellerini, bir söz, bir tümce ya da bir devinimin eksiksiz biçimde içine sığdığı o alanları insafsızca keserek ölçüp biçen o gece mesaisi birbirine bağlıyordu. Bu ekim sonu gecesinin tek bir nabız atışı vardı: Ağaçlarda, yağmurda, çamurda; alacakaranlıkta, ağır ağır çekilen karanlıkta, silikleşmiş gölgelerde, yorgun kaslarda; sessizlikte, insana ait nesnelerde, dalgalanan taş yolun kıvrımlarında, sözle ve hayalle ulaşılamayacak düzene göre bambaşka, acayip bir ritimle atıyordu; saçlar, bedendeki dökülen dokulardan farklı bir tempoya uymuş, büyüme ve çöküş ayrı ayrı yönlerde ilerliyordu; yine de yankılanan şu binlerce patırtı, tutarsızca depreşip duran şu gece gürültüsü, görünüşe göre çaresizliğin üstünü örtmek için meydana gelmiş ortak süratin öğeleriydi: Meselelerin arkasından inatla yeni meseleler ortaya çıkıyor ve ufuk çizgisinin üzerinde artık birbirlerine bağlanmıyorlardı. Böylece sonsuza kadar açık unutulmuş bir kapı: asla açılmayan bir kilit.
Sayfa 111 - Can