Mysteron

Mysteron
@WickedGame
Feed your head sinefil.com/mysteron
1257 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
"Bunlar daha hâlâ aynı yerde, o aynı kir pas içindeki taburede oturur, akşamları acı biber soslu patates tıkınırlar ve neler olup bittiğini de anlamazlar. Kuşkuyla birbirlerini izleyip sessizlikte dolu dolu geğirir ve beklerler. Metanetle ve pes etmeden bekler ve kendilerini açıkça dolandırdıklarını düşünürler. Domuz kesilirken, olur da kendilerine de bir lokmacık düşer mi, diye sinen kediler gibi yere yapışarak beklerler. Bunlar, eskiden efendileri başına kurşun sıkarak canına kıymış şato hizmetçileri gibidir, şimdi hepsi birden cesedin çevresinde öylesine eli kolu bağlı ve beceriksizce aylaklık ediyorlar..." "Sahibini yitirmiş köledir bunlar ama gurur, saygınlık ve cesaret olmadan da edemezler. İçlerindeki ruhu canlı tutan budur, hatta bütün olanların kendilerinden kaynaklanmayıp yalnızca onların gölgesinde yaşamayı sevdiklerini, o küt kafalarının derinliklerinde duyumsadıkları halde böyledir bu..." "Sonra... gölge nereye gitmeye çalışırsa tıpkı bir koyun sürüsü gibi onlar da oraya sürüklenir, çünkü şatafat ve göz boyama olmadan edemedikleri gibi gölge olmadan da yapamazlar; fakat sakın ha bir başlarına koyulmasınlar bunca şatafat ve göz boyamayla, çünkü o vakit köpekler gibi kudurur ve her şeyin altını üstüne getirirler. Onlara iyi ısıtılan bir oda versinler, o biberli yemeğin -vay canına- buharı çıksın, akşamları masanın tepesinde; gece olunca kuş tüyü yorganların altında komşunun tombul karıcığını becerebilirlerse de ne mutlu onlara..."
Sayfa 60 - Can
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
...Camdan artık hiçbir şey göremediği halde dönmedi, çürümüş tahta çerçeveye ve duvarda alçının döküldüğü yere bakıp durdu ve birdenbire camda silik bir şekil fark etti, bir insan yüzü belirlendi, fakat korkuyla bakan bir çift göz görünceye kadar kim olduğunu anlayamadı. Nihayet gördü, "kendi yıpranmış çehresi"ni, şaşkınlıkla ve acıyarak tanıdı. Zamanın, yüz hatlarını ileride tıpkı şimdi kendisinin camın üzerinde dağılıp aktığı gibi silip geçeceğini hissetti; utanç, gurur ve korkunun birbiri üstüne yerleşmiş katmanları, ışın gibi üzerine doğru hareketlendiği anda, bir çeşit büyük, yabancı zavallılık yansıyordu bu görüntüde. Birdenbire o kekremsi tadı yine hissetti; sabahki çan sesleri, bardak, yatak, akasya dalları, mutfağın soğuk döşeme taşı geldi aklına ve dudaklarını kederle büktü.
Sayfa 24 - Can
İnsan haysiyeti, şanslı koşulların zirvesinde olunduğu anlardaki gibi, umutsuzluğun dibe vurduğu anlarda da aynı derecede önemlidir. İnsan tamamen umut ve düşlerle dolu bir yaşamı sürdürme şansına sahip olabileceği gibi, aksi durumda, aklının bir köşesinde Torino Atı'nın şu son cümlesini sürekli taşıyabilir: "İnsan, yemek zorunda."
Sayfa 206 - Hayalperest
Torino Atı
Denedikleri tek şey kaçmaktır olur fakat sonunda umutsuzluğa kapılıp geri dönerler. Neden gidecek hiçbir yer olmadığını ne senaryo ne de film açık eder. Senaryoya göre: "Orada bir süre hareketsiz kalırlar ve zaman geçtikçe giderek daha da açık hale gelir ki ne yöne giderlerse gitsinler bu çaba tamamen umutsuzdur." Filmde ise bu belirsiz ipuçları bile kaybolur. Evden belli bir uzaklığa vardıklarında, uzak çekimde onları ufukta kaybolurken görürüz. Neredeyse kırk saniye boyunca ufukta sadece yalnız bir ağaç ve güçlü rüzgârda uçuşan yapraklar görürüz. Aniden ufukta yeniden belirirler, bu kez yavaş yavaş eve dönmektedirler. Tarr, bütün yönlerin eşit derecede umutsuz olmasıyla ilgili "giderek daha açık hale gelir ki" ifadesinin ne demeye geldiğini açıklamaya çalışmaz, karar verme ânını bile göstermez, sanki bu bile onların verdiği bir karar değildir de onları bırakmaya çalıştıkları yere geri getiren bir dış gücün etkisidir. Onların kaçtıkları yere döndükleri gerçeği bunu apaçık belli eder. Konuşmazlar, hiçbir duyguyu dışa vurmazlar, sadece koşullara uyum sağlarlar. Valizlerini boşalttıktan sonra kız yine pencere önünde oturur ve dışarıdan yüzünü fırtınanın, pusun içinde çerçevelenmiş gördüğümüzde izleyici durumlarının hiçbir insan eyleminin değiştiremeyeceği nihai umutsuzluğunu elbette anlar.
Sayfa 187 - Hayalperest