Beni Nasıl Seveceksin?
Beni, bir kitabın en can alıcı cümlesinin altını çizer gibi seveceksin; hani o satırın ruhuna dokunduğu, seni kendinle yüzleştirdiği o anki titizlikle... Yazılmamış bir romanın en derin karakteriymişim gibi, sayfalarımı birer birer, sabırla ve merakla çevirerek keşfedeceksin beni.
Diline dolanan o eski şarkıların naifliğinde, mısraların arasına gizlenmiş gizli bir özne gibi seveceksin. Kelimelerin gücüne inanan bir kalbin, sessizliği bile bir anlatım sanatı olarak görüşüyle...
Beni; bir metnin eksik kalan noktalama işareti gibi değil, anlamı tamamlayan o en güçlü vurgu gibi seveceksin. Nazım’ın hasreti, Cemal Süreya’nın inceliği, Sezen’in bir şarkısındaki o içli sızı gibi... Sadece varlığımla değil, zihnindeki o geniş kütüphanenin en nadide eseriymişim gibi; özenle, koruyarak ve her okuduğunda yeni bir anlam yükleyerek.
Çünkü sevmek; bir cümleyi kurmak kadar teknik değil, o cümleye can vermek kadar kalbi bir meseledir. Sen beni, bir öğretmenin bilgeliği ve bir şairin heyecanıyla, alfabenin ötesindeki o dille seveceksin.
Alıntısız.