Jamal, bende sadece bir hikaye değil içime dokunan, bazı yerlerde durup düşündüren bir yolculuk oldu. Selahattin Demirtaş, bu kitapta büyük olaylar anlatmıyor belki ama küçük gibi görünen hayatların aslında ne kadar ağır olduğunu hissettiriyor.
Kitabı okurken Jamal’ı bir karakter gibi değil de gerçek bir çocuk gibi gördüm. Sokakta yaşayan, çoğu insanın fark etmeden yanından geçip gittiği o çocuklardan biri.Ama yazar öyle bir anlatmış ki, artık görmezden gelmek mümkün olmuyor. İster istemez kendime şunu sordum: Biz gerçekten bakıyor muyuz, yoksa sadece görüyor muyuz?
Anlatım dili çok sade ama etkisi ağır. Abartı yok, süslü cümleler yok buna rağmen bazı satırlar insanın içine oturuyor. Özellikle Jamal’ın yalnızlığı ve çaresizliği, insanın içini sessizce sızlatıyor. Kitap boyunca büyük bir dram bağırmıyor, ama derinden derine hissettiriyor.
En çok hoşuma giden şey ise şu oldu: Kitap, umudu tamamen yok etmiyor. Küçük bir iyiliğin bile bir insanın hayatında ne kadar büyük bir yer kaplayabileceğini gösteriyor. Bu da bana şunu düşündürdü: Belki de dünyayı değiştiren şeyler büyük laflar değil, küçük ama gerçek dokunuşlardır.
Sonuç olarak Jamal, bende iz bırakan bir kitap oldu. Bitirdikten sonra etkisi hemen geçmedi bir süre aklımda dolaştı. Bana göre bu da bir kitabın ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir..keyifli okumalar