Birine tapınmanın o kişiyi dünyamızın dışına yerleştirmek anlamına geldiğini söyledim. Biz birine ya da bir şeye tapınmıyorduk yalnızca Tanrı’yla söyleşiyorduk.
İsa ne demişti: ‘Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin ben size rahat veririm.’ Evet, benim yüküm ağır, ama İsa’ya gitmeme izin vermiyorlar. Bugün anladım ki, Kilise o sözleri şöyle değiştirmiş: ‘Ey bizim kurallarımıza uyanlar, hepiniz bana gelin, yükü ağır olanlar ise yüreğine taş bassın!’
Demin gördüğümüz o kiliseyi sormuştun. Ne zaman yapıldığını bilmediğim gibi merak da etmiyorum. Benim tapınağım bu park, gökyüzü, göldeki su, onu besleyen ırmak. Benim halkım kan bağıyla bağlı olduğum insanlar değil, düşüncelerimi paylaşan insanlar. Benim ayinim o insanlarla birlikte olmak ve çevremdeki her şeyi yüceltmek.