Son olarak;
Dinler İnsan düşüncesinin ürünüdür. Kimse kendi ait olduğu dinine uydurma sıfatını yakıştıramadığı için, herkes ait olduğu din hariç diğer tüm dinlere ve inançlara. “Uydurma” derken, Kendi dinle asla ve kata böylesi bir şeyi yakıştırmak istememesi, Sonsuz tartışmaların devam etmesi de bu dinlerin insan ürünü olmasındandır. Dinlerin tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Dinlerin ortaya çıkışı insan türünün toplumsal hayata geçişi ve neredeyse yerleşik hayata geçiş ile eşzamanlı olmuştur. Hayata tutuna blmek için toplumlar halinde yaşamaya gereksinim duyan insan toplulukları kendisinden çok daha güçlü varlıklar tarafından yönetilmelerini de arzulamışlardır. O zamanki az gelişmiş ve tecrübesiz insanlar topluluğunun ahlaki değerlere bağlanması için dinlerin ortaya yönetim biçimi olarak çıktığı söylenebilir.
Kadın toplumun yarısı demektir. Toplumun yarısını siz var olarak sayamazsınız, mevcut olan toplumun gücünün ve düşüncesinin yarısını suya atmış olursunuz. Kadınların okumaması bir toplum için felakettir. Toplumun oluşmasında bireyin şekillenmesinde kadının önemini yok sayamazsınız. Orta çağ da böyle düşünülmüş olabilir, Ama günümüz koşulları dinler çağının bakış açılarını geride bırakmıştır. Dolayısı ile bu metinlerin tüm çağları ve tün insanlar için geçerli olduğunu, olabileceğini savunmak bunları tanrı sözleri olarak algılamak insan gerçeklerine aykırıdır ve akıl ötesidir. Dolayısı ile dinler miyadını doldurmuştur sadece bir sömürü mekanizması olarak kullanıldığı için ve devlet dini olmalarından dolayı varlıklarını sürdürmektedirler.