SPOİLER VAR, LÜTFEN DİKKAT EDELİM!!!
Kitap için söylenmesi gereken çok fazla şey var. Düşündürücü ama oldukça da sürükleyici bir kitap. Kitap bittikten sonra bir süre kendinizi uzaklara bakıp düşüncelere dalarken bulabilirsiniz. Hassas bünyelerde şok etkisi yaratabilir.
Kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımda oldukça güvenilir bir portreye sahip bir doktorun acımasız bir deneyin içinde bulunuşunu okuyorsunuz. Karakterlerin aralarında sanki gizli bir bağ var gibi, onları o acımasız deneyde tutan bir şeyler... Kesilen kafalar için ağlamayan ve üzülmeyen doktorlar itibar, aşk vb. şeyler için vicdanlarından bir parça veriyor ve kesilen kafaları izliyorlar. Etiği hiç sayıyor ve görmezden geliyorlar çünkü diğerleri de görmezden geliyor. Baş karakter doktor kesilen kafaları izlerken hiçbir acıma ifadesi kullanmıyor, deneye katılanların doktorla olan hasta-doktor yakınlığı (sadece konuşmalar var) vs. üstünde hiç durulmuyor. Doktorun insancıl duygularına yer verilmemiş ama o duygulara sahip olduğunu kullandığı kelimelerden, taşıdığı kişilikten, davranışlarından vs. anlayabiliyorsunuz. Doktor sanki aşk ile dikkatini mevcut acımasızlıktan başka bir yere çekmeye çabalıyor, orada bulunması zorunluluktan ötürü geldiğinden deneklere dair iyimser ve olması gereken insani duyguları görmezden geliyor... (İlk bölümü bitirmeden birkaç sayfa önce bile doktorun deneyden caymasını beklemedim değil.)
İlginç bir ayrıntı; belli aralıklarla sebepsiz yere yanan gece nöbetçilerinin kulübesi.
Kundakçının kim olduğu ne birinci bölümün sonunda ne de sonraki bölümde belirtiliyor. Okurken yazarın neden böyle bir detayı eklediğini ve ısrarla belirli aralıklarla vurguladığını sorguluyorsunuz. Yangının şiddeti her seferinde bir tık arttırıyor. İlk yangın daha deney başlamamışken (ya da ilk