Sonsuz deniz, mavi, akşam ve sen.
Hiç gelmeyecekmiş gibi giden.
Akıp giden yıllar, bıraktığın ayak izleri.
Kuşanmış kılıçları, oklamış geceleri.
Yaşamak bir kalkan
Çok geçmeden bırakılacak olan.
Mirza Tazegül
Ne Milena gibi sevildik,
Ne Piraye gibi sevebildik,
Lavinya gibi gizli kaldık şiirlerde.
Daha samimi olayım ister misiniz?
Bu yaşadığım hayat o kadar benim değil ki;
Herhangi bir saatimde birisi gelip de bana
Haydi kalk, sıran geldi, kendi kendin ol, diye bağırsa,
Sanki böyle bir şey mümkünmüş gibi inanıp koşacağım.
Bu his bende o kadar kuvvetli.
Ahmet Hamdi TANPINAR
FARK ETMELİ...
Farkında Olmalı İnsan;
Kendisinin, Hayatın, Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı...
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini de Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
FARK ETMELİ.
Anne Karnına Sığarken, Dünyaya Neden Sığmadığını Ve En Sonunda Bir Metre
Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
FARK ETMELİ.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahrete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
FARK ETMELİ.
Henüz Bebekken "Dünya Benim!" Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı Olduğunu,
Ölürken de Aynı Avuçların "Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum İşte!"
Dercesine Apaçık Kaldığını
FARK ETMELİ.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını
FARK ETMELİ.
Azrail'in Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
FARK ETMELİ
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli...
Hayvanların Yolda, Kaldırımda, Çöplükte;
Ama Kendisinin Güzel ve mükemmel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini