Tevekkülde şart; Allah Teâlâ'nin yaratmış olduğu sebeplerin tümüne yapışılmış, elden ne geliyorsa yapılmış, sonuç için kalbin tamamen Allah'a dayanmış olmasıdır.
Sebepleri yaratan, sonuç için sebeplere değil kendisine güvenilmesini emretmiştir. Çünkü hiçbir sebep, sonuç için tek başına yeterli değildir.
Kullarını zorlukla imtihan eden de kolaylıkla sevindiren de Allah'tır. Mü'minleri sınamış olduğu zorluklarla baş başa bırakmayıp umutla göğüslerini rahatlatan O'dur.
Hasan el-Basrî şöyle der:
''Kişi, sevdiğiyle beraberdir" sözü seni aldatmasın. Kuşkusuz bir topluluğu seven, onların bıraktığı izleri takip eder. Amel işlemede geri kalsan da izlerini takip etmedikçe, yollarına uymadıkça, sünnetlerine tabi olmadıkça, onların metodu üzere sabahlayıp akşamlamadıkça, onlardan biri olmak için çaba göstermedikçe iyi insanlara katılamazsın. İşin başı, istikamet üzere olmaktır. Yahudileri, Hristiyanları, sapık hevâ ehlini görmüyor musun? Peygamberlerini seviyorlar ancak onlarla birlikte değiller. Çünkü onlar, sözlerinde ve fiillerinde, peygamberlerine karşı geldiler; onların yolundan başka yollara girdiler. Böylece barınakları cehennem oldu."