Ruhunda sükunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir ama hakikatin peşindeki insanlar için huzurundan vazgeçip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadır .
Raskalnikov uzaklaşırken ," Acaba nerede okumuştum ? Nerede okumuştum? " diye düşünüyordu. Bir idam mahkumu ,ölümünden bir saat once ,galiba şöyle düşünmüş : Eger yüksek bir yerde bir kayanın üzerinde , ancak iki ayağını koyacak kadar daracık bir yerde oturması gerekse ; çevresinde uçurumlar ,okyanuslar olsa ,sonsuz karanlıklar , sonsuz bir yalnızlık , bitmek tükenmez firtinalar sürüp gitse bile , o ,bir arşıncik yerde ömrü boyunca binlerce yıl , hatta kıyamete kadar ayakta dursa , yine de öyle bir yaşam ,o anda ölmekten daha iyidir . Yeter ki yaşasın ! Nasil olursa olsun sadece yaşasın ! Ne büyük bir gerçek ! Aman tanrım ne büyük bir gerçek! İnsan ne olacak bir yaratıkmış.
Öte yandan her an ,unutmasınin olanaksız olduğu bir şeyi unuttuğunu hatırlıyor ,hatırladıkca perişan oluyor ,acılar çekiyor ,inliyor ,çıldıracak gibi oluyor ya da dayanılmaz bir dehşete kapılıyordu.
Neredeyse söylev verir gibi resmi bir tavırla ."muhterem efendim." diye söze başladı." Yoksulluk ayıp degil ;bunu bilirim . Sarhoşluğun bir erdem olmadığını daha da iyi bilirim. Ama sefalet ,muhterem efendim ,sefalat ayıptır.Yoksullukta ,yaradılışımizin soylu duygularını henüz koruyabilirsiniz! Sefalette ise bunu hiç kimse ,hiçbir zaman yapamamıştır."