bir şiir hatırladım sanki seni ilk gördüğüm günü. onu hatırladım sırdaş aklımla; ben aklımla tüm yalnızlığımı paylaşırım, saklamam ondan tuhaflığımı. insanlık
tarihini özetle derdin bana; kolay: mağara adamı ile mağaza adamı arasındaki süre topu topu; ama bu şerefsiz sonbahar yoktu olay esnasında, şimdi var. şimdi suyun kaldırma kuvveti, yerçekimi, merkez kaç bitti; biz başladık. şimdi sonbahar var. mağara yine geldi. kendi mağaranın duvarlarına çiz beni sapı kırık kristal bir usturayla incelikle. seyrelsin dışarıdaki titreşim ve saat bilmem kaç itibariyle hareket edecek olan taşıtlar.
onlar bizim suskunluğumuzla hep yaşıtlar.
cehennemin kuyuları cennetin kalelerinden daha yüksekse madem, düş yanıma, kıvrıl uyu, öyle buruş, yeni öldürülmüş ucuz ama şık
üstüne kan sıçramış, beyaz bir gömlek gibi
bütün gece hüzne bir manşet arayıp durdu aşk
kim bir isim bulsa kadehler tazelendi
sevgilisinden söz edenler dışlandı hemen
bir çiğ indi sırayla, bir kırağı
üç beş kişi çocuk gibi ağladı
atların ayaklarını kıran hatıralar
bu güzel insanları çirkinleştiren yıllar
artık yakını göremediği için
daima uzağa bakan yaşlı gözler
kim biraz daha üzülmek istese ömrü uzatıldı