seni düşünüyorum. yoksun. öldürüldün belki de. ırzına geçildi eski
bir şehirde. noktalı virgül değil anılar arasındaki, noktalı
ünlen.. niçin? neden? anlamıyorum hala, mantığımı sigorta
ettirmek zorunda kalıyorum bugün. kabullenemiyorum bir çeşit;
suyu algılayabiliyorum, gökyüzünü, nesneyi. seni
algılayamıyorum ama. dışımdasın. içimdesin. hem
dışımda hem de içimde olmayı nasıl becerebildin?
bunun sırrını çözsem, bir element olduğunu hissettirebilsem
sana, atomunu ele alsak.. pH'ını hesaplasak! nerdesin,
mektuplarımı okuyor musun, açmadan yakıyor musun yoksa.
mümkün. her şey mümkün. biz yanıldık galiba. tanrılar
beğenmedi aşkımızı ve çürük yumurta değil, çürük ruhlar
attılar üstümüze. onlarladır şimdi mücadelemiz.
çevremizdeki insanları tanımlıyorum yani, bunu
anla bari! ART-BOY ve o, birbirinden güze
JUNIOR'lar.. bir yas tutmalıyız onlar için.
yenilen benim, kazanan kazandığından habersiz!
biliyorum çirkin olduğumu, ama bütün çiçeklerden
güzel koktuğumu! ben, werther değilim.
bırakalım eksik desteyle iskambil oynamayı!
karşımda beni incitmemeye çalışan, bir an sigara
paketini gizleme telaşına kapılacak denli saygılı,
hiçbir şeyi, tanrım!, hiçbir şeyi unutmamış bir
delikanlı vardı.
-chopin çalayım sana, dedi, gülümsedi.
bütün gece hep gülümsedi küçük chopin, efsane çocuk!
bense saatlerce piyanonun başında, ayakta onu seyrettim.
ardından hoşça kal diyemeyeceğim uzay'ı orada bırakıp,
o'na görünmeden ortalıktan kayboldum.
param yoktu. 3 ağustos 1987 pazartesi gecesi,
bebek'ten teşvikiye'ye ağlayarak yürüdüm.
uzay! bana asla ihanet etmedi. o'nu görmemeliydim.