dudaklarına nasıl tahammül etmişim. meğer o'nun.
pembeyle eflatun arası bir renkteymiş.. etli ve
biçimliymiş.. günbatımında yansıttığı o elvan,
aralığından yükselen ve tarçıni buhar.. ölmeliymişim..
şimdi solgun ve uysal, boş gece gemilerine
biniyormuş; karşılaştığı tanıdıklara beni hiç
sormuyormuş.. beni öldürdüğünü unutmuş olmalı..
gömmedi bile.. orada, adada, yuvarladığı uçurumun
dibindeyim hala. annem benden haber bekleyip
belirli periyotla ağlayıp duruyormuş. iyi!