Süslü eşşekler, süslenmiş eşşeklerdir. Bu benim aşık olduğum kızı suya yatır yumuşasın. Güneşte bırak kurusun. Neticede çok ama çok güzeldi. En azından benim sevmek için bir sebebim vardı. En azından içgüdüsel bir şeydi bu. Nereye giderse gitsin, kiminle olursa olsun o benim süslü eşşeğimdi.
Ben de herkes gibi bizim mahallenin en güzel kızına aşıktım. Bu yüzden kendime çok sinirlendiğim olmuştur. Herhangi bir yerinde, "çok güzel kız" yazmamasına rağmen bütün erkekleri kendisine güzelce aşık ediyordu bu kız. Ama ben diğerleri gibi onun tepesine çöküp komiklikler yapmıyordum. Ona selam vermiyordum. Onunla konuşmak istemiyordum. Bu kız benim yakalandığım amansız bir hastalık gibiydi.
Bütün bu hislerime neden aşk dediğimi de bilmiyordum tabii ki. Fakat neresinden bakarsan bak tarif edilen şey buna benziyordu. Benden çok daha yakışıklı, karizmatik gençler türlü numaralarla bu kıza yaklaşıp yaklaşıp uzaklaşıyorlardı. Bense onlarınkilere pek de benzemeyen türlü numaralarla uzaklaşıp uzaklaşıp yakınlaşıyordum. Ne istediğime hormonlarım cevap verse daha ikna edici olurlardı sanırım. Fakat neticede incinen duygularım oluyordu.