İğrenme daha önce sevincin kaynaklandığı aynı sebepten ileri gelen bir tür kederdir, zira yapımız gereği zevk aldığımız birçok şey bize göre ancak bir zaman için iyidir ve daha sonra rahatsızlık verici hale gelir. Bu en başta yeme ve içmede ortaya çıkar, çünkü bunlar iştahlı olduğumuz esnada faydalıdırlar ve iştahımız kesilince de zararlı olurlar; bu şeyler o zaman artık beğenimize hitap etmedikleri için bu tutkuya iğrenme adı verilmiştir.
Merhamet layık olmadıklarını düşündüğümüz bir fenalıktan dolayı ıstırap çektiklerini gördüğümüz kimselere karşı duyduğumuz sevgi veya iyi niyetle karışık bir tür kederdir.
Neden en kusurlu olanlar genellikle en alaycı olurlar?
Çok aşikar kusurları olan kimselerin, örneğin topalların, tek gözlülerin, kamburların veya halk önünde hakaret görenlerin alaya bilhassa eğilimli oldukları görülür, zira başka herkesi de kendileri gibi talihin lütfundan mahrum görmeyi arzu ettikleri için başkalarının başına gelen fenalıklardan memnunluk duyar ve onların bu fenalıkları hak ettiklerine inanırlar.
Kıskançlık sahip olduğumuz bir nimeti muhafaza etmek için duyduğumuz arzudan doğan bir tür kaygıdır. Bizi bu nimeti kaybedebileceğimiz yargısına götüren sebeplerin kuvvetinden ziyade ona verdiğimiz büyük değerden kaynaklanır, verdiğimiz değer kuşku konusu olabilecek en küçük şeyleri dahi incelememize ve bunları çok önemli sebepler olarak görmemize neden olur.