Güneşin ortasına uçmak çok da gerekli değil ama dünya üzerinde, arada sırada güneşin aydınlattığı ve insanın biraz ısınabileceği sade, küçük bur köşeye sığınmak lazım.
Senin savaşmak zorunda kaldığın şeyleri, biz senin sayende edindik, ama senin küçük yaştan itibaren sorumlu olduğun dış dünyayla savaşı, biz ancak yetişkin yaşımızda çocuk gücümüzle vermek zorunda kaldık.
Ama bir çocuk olarak benim için durum farklıydı, bana söylediğin her söz Tanrı'nın bir buyruğu gibiydi, asla unutmazdım, o sözler dünyayı, özellikle de seni yargılamamda en önemli araç olarak kaldı bana ve sen de bu noktada büsbütün başarısızlığa uğradın.
Benim için hep anlaşılmaz olan, kelimelerin ve yargılarınla bana nasıl bir üzüntü verebildiğin konusundaki katıksız duyarsızlığındı,sanki gücünden habersiz gibiydin. Kuşkusuz çoğu kez
ben de kelimelerimle seni incitmişimdir, ama sonradan bilirdim, canımı yakardı, ama kendime hakim olamazdım, dilimi tutamazdım ve daha ağzımdan çıkarken pişman olurdum. Oysaki sen, sözlerinle döverdin, kimseye acımazdın, ne sözünü söylerken ne de sonrasında, insan senin karşında tamamen savunmasız olurdu.