Uzun süren bir savaşın gölgesindeyim, ölümü sırtlayacak kadar cesur tekrardan doğacak kadar korkağım. Yaşamak denilen deneyimin bana bir gülüş borçlu olduğunu söylecek değilim. Olması gerekenin çok uzağına düştüm bunda yaşayamamanın verdiği tecrübeyi suçluyorum.
Şairane hayatlar yaşayacak değiliz artık. Görüntüye ve gürültüye tapılan bir devirdeyiz duygulara sağır kesilen insanlara bir şairin veya bir filozofun sesi tıpkı bir makinenin gürültüsü veya bir arabanın çalışması gibi bir sestir artık bizim için. Akla ahlaka ya da hiç olmadı başka manevi kırıntılara olan inancımızı yitirmek ve onları ‘tüketmek’ konusunda hiç olmadığı kadar hızlıyız. Hız demişken zaten başımıza gelen tüm şeylerin aslında hızlanmaktan geldiğini hız tutkusunun bizi bu hallere getirdiğini ne zaman öğreneceğiz acaba?
“Müstehaktır” diyerek insaftan vazgeçilmez,
Zorda kalınsa bile hayduttan dost seçilmez,
Bulutlardan yağacak rahmet gecikse dahi,
Vebal akan çeşmeden tek damla su içilmez.
Abdurrahim Karakoç