"Bu kitapta her zamanki gibi gerçek bir yaşam hikâyesi anlatacağım sizlere. Hep lüks içinde yaşamış ama kaderi daha baştan kötü yazılmış Camdaki Kız ile bir varoş çocuğunun aşk hikâyesi bu.” diyor Gülseren Budayıcıoğlu.
Ve ve ve “kader motifi” diye bir olgudan bahsediyor hem bize hem de sorunlarını çözmek üzere kliniğine gelen daha doğrusu zorla getirilen Nalan ile 7 yıllık sevgilisi Hayri’ye. Kendisi de arada iç sesini koyarak yazmış bu gerçek vak’ayı.
Kendi adıma onlarla birlikte ben de o odada idim gerçekten. Kendimle de yüzleştim. Boşuna dememiş Epiktetos: “bir insanın anavatanı çocukluğudur.” diye. Geçen senelerde okumuştum bu cümleyi ve hiç unutmuyorum. Çünkü çok çok doğru. İşte burada yetişkin çocuklar var karşımızda; Hayri, Nalan, Türkân ve Laz kızı. Araya başka iki vak’a konmuşsa da ana olay bu kişiler arasında geçiyor.
Bu kitabın bir edebiyat eseri olarak değil, roman tadında yazılmış bir psikiyatri vak’ası olarak okunması gerek diyorum; kendi yaşamınıza da ışık tutarak. İlgi duyanlara içtenlikle öneriyorum.
“Kader Motifi” isimli anlatımlarını merak edenler youtube kanalından izleyebilirler. Ancak ben öncelikle akıcı bir dille yazılmış bu kitabı okumanızı öneririm. Kendime doğru teşhis koyduğum için ise kendimi tebrik ediyor ve diğer kitaplarını da okuma sırasına alayım diyorum.
Çok beğendim. Herkes beğenir mi? Bilmem ki. Yine de hayata farklı bir pencereden bakmaya vesile olur belki. Sevgimle ilettim.