Hiçbirimiz bu prangalarla doğmadık. Her biri oraya vaktiyle yerleştirildi. Madem sonradan yerleştirildiler, muhakkak onları çıkarmak da mümkün. Bu da ancak düşünerek, sorgulayarak, üzerinde çalışarak gerçekleşebilir.
Depresyon, kaygı, erteleme gibi isimler verdiğimiz şeyler, aslında kendimizin yasını tutma biçimlerimiz. Doğmak istemiş ama doğmamış her ben‘imizin yasını tutuyoruz. Olmak istemiş ama olamamış her potansiyelimizin.
… çocuk “her canlıdaki en güçlü, en önüne geçilemez dürtüyü temsil etmektedir: kendini idrak etme dürtüsünü.”. Kendini anlamanın, kendini gerçekleştirmenin metaforu, benliğin sembolüdür.