Yazmak yasak değildir. Sansürlenebilir, değiştirilebilir, kontrol edilebilir, önlenebilir ancak yok edilemez.
Yazı, hastalıkla aynı statüdedir: Kaçınılmazdır.
Birbirlerinin gözlerine baktılar. Bir bakışa kaç şey sığar? Dokuz ya da on yaşındayken aşk ya da arzu nedir? Beden ne hisseder, arzu nasıldır? Yazı her zaman daha sonra gelir. Olup biteni anlatmaz hiçbir zaman, yalnızca hatırlananı tarif eder.
Ölüm de bulaşıcıdır.
Halk geleneklerine göre, merhum olmuş kişileri kurcalamak sağlıksızdır. Bu, dil için de geçerlidir. Ölüm çetin bir kelimedir. Parmakların arasına takılıp kalır, dolaşır, can sıkar. Bir kez el sürüldü mü, bir daha üstesinden gelmek çok zordur. Her zaman en iyisi hiç dokunmamaktır.