Babamın ellerinin bu kadar yumuşak olduğunu ilk defa dün akşam fark ettim. Çünkü önceden babamın bana uzanan her eli; ya suratıma sert bir tokat ya da sırtıma balyoz gibi inen bir yumruktan ibaretti.
Çocuklar haklıydı. Bugüne kadar toplumumuzun hangi kesiminde sevgi eğitimi yapılmıştı ki? Hepimiz büyüklerimizden gördüğümüz gibi kızgınlığımızı cömertçe sergilerken, nedense sevgimizi içimizde saklıyorduk. Sevgi göstermek istemek ayıp karşılanırdı.
Herkes ama herkes anlaşılmamanın, sevilmemenin, gereğince önemsenmemenin üzüntüsüyle birbirini suçluyor, ama bu suçlamalar sorunlara çözüm getirmiyordu.
İyi bir eğitim ortamı yaratmak için öğrencilere öğretmek değil, öğrencilerle öğrenmek; öğrenciler adına karar vermek değil, öğrencilerle birlikte karar vermek gerektiğini anlamıştım. Kısacası; bir bahçıvanın kendi istediği gibi değil, çiçeklerin gereksinim duyduğu şekilde sulama, ilaçlama ve bakım yapması gerekiyordu.
Sabahattin Ali'nin çoğu kitabı gibi bu kitabı da öykü nezdinde yazılmış bir anadolu klasiğidir.
Can bulan zuhurattan, hissizlikten doğmuş vuzuha kadar kayda değer sözlerden oluşan bir eser.
Okumanız temennisiyle..:)