Kitap İsminden de anlaşılacağı üzere Ayaşlı İbrahim Efendi ile kiracıları arasında geçen bir kurgu romanı işaret ediyor.
Öncelikle yazarla tanışma kitabım olduğu için diğer kitaplarıyla kıyas yapma şansım yok.
Ev mi otel mi pansiyon mu olduğu belli olmayan 9 odalı (odalar dışında ortak kullanım alanları olan) bir yaşam alanını ömce kendisi kiralayıp sonra her odasını(bazi odalarda farkli insanlar birlikte de kalabiliyor) farklı insanlara kiralayan ana karakterimiz çerçevesinde geçiyor hikaye.
Yazar cumhuriyetin ilk yıllarının Ankarasini toplumun farklı kesimlerini farklı kültürde ve hassasiyette olan insanları bir araya getirip oluşturmuş kurgusunu.
Her odada toplumun bir kesimi resmedilmis. Toprak ağası olanı, işsiz kalıp kırsaldan buyuksehire geleni, evlenip ayrılıp tutunmaya çalışıp buyuksehirin imkanlarından kendisine bir hayat kuranı ayrı ayrı işlemiş. Burada en çok göze çarpan da toplumun dehşet verici ölçüde yozlasmasi ve ahlaki çöküntü. Ahlak diyince sadece sehvet düşünülmesin lütfen. Kitabın ilk sayfalarında, bacak kadar çocuklara söz geçmiyor, cümlesi ve beraberinde yazanlar çok dikkatimi çekmişti. Sanırım bozulma yakin zamanda baslamadi hep vardi ve hep ilerliyordu. Bizler hep geçmiş güzellemesi yaparız. Geçmişteki insanların liyakatli ahlaklı iyi niyetli ve erdemli olduklarını düşünüp şimdiye bakıp hayıflanırız. Sanki bu ahlaki çöküş son 20-30 senede başladı gibi bir yanılgıya düşeriz. 1930 larda(cumhuriyet donemi edebiyatinda) yazılan kitaplarda veya yine dönemi anlatan toplumu yansıtan toplumdaki sıkıntıları dile getiren misal Kemal Sunalın veya Yılmaz Güneyin filmlerine bakin hep bir toplumsal deger kaybi haksızlıkların adaletsizliklerin konu edinilmesi liyakatsizliklerin haksızlıkların adaletsizliklerin olması beni geçmiş guzellemesinden soyutluyor