Odysseus bir keresinde bana yarası bir türlü iyileşmeyen kralla ilgili bir hikaye anlatmıştı. Ne doktor ne de zaman para ediyormuş yaranın iyileşmesi için. Kral bir kâhine gitmiş ve cevabını almış: Yarayı yalnızca onu açmış olan adam, onu açarken kullandığı mızrakla iyileştirebilirmiş. Böylece kral düşmanını bulana dek topallaya topallaya bütün dünyayı dolaşmış, düşmanı da onu iyileştirmiş.
İyi de kral onda o kadar derin bir yara açmış olan adamı kendisine yardım etmeye nasıl ikna etmiş?
Cevabı başka bir hikâyedeydi. Uzun zaman önce, geniş yatağımda Odysseus'a sormuştum. "Ne yaptın? Akhilleus'la Agamemnon seni dinlemediğinde ne yaptın?" Ateşin ışığında gülümsedi. "Kolay. Seni dinlemedikleri yeni bir plan yaparsın."
Kesinliğine, doğru davranışın yanlıştan keskin bir şekilde ayrıldığı, hataların sonuçları olduğu, canavarların yenilgiye uğradığı kolay bir yer olan dünyasına bayılıyordum. Ben öyle bir dünya bilmiyordum ama bana izin verdiği sürece orada yaşardım.