Ağacın kökü
Bilginin gücünü fark edemeyen bir milletiz. Bence bilgi güçtür demiyorum, ama bence insanın kendini geliştirmesi için bilgi edinmesi şarttır. İnsanlar korkularını, üzüntülerini bile bilgi ile yenebilir. Bilgi dediğim şey deneyimdir; deneyim edinmiş kişileri okumaktır, dinlemektir, anımsamaktır. Ağacın kökünü bilmezseniz, tepesine ulaşamazsınız. Tepesine ulaşmak istiyorsanız da o kökü salmanız gerekir. Her şeyin çözümü bilmekten geçer. İnsan bilmediği şeyden korkar, yönetemediği duygulardan korkar. Ölümden korkmamızın sebebi de bu; bilmiyoruz çünkü. Din ile bağdaştırsanız bile, her insan korkar. Yükseklikten korkmak gibi, ölümü düşünmenizden geçer ya da o kadar kafaya takarsınız ki düşebilme ihtimalini düşünürsünüz. Hayatı bu kadar ciddiye alan insanları hiç anlayamadım. Öyle büyütülmedim çünkü. Korkarak değil, bu korkularla nasıl başa çıkabileceğimi öğrettiler bana. Şanslıyım sanırım, özgürlükle bağdaştırılabilir.
Siz "Oğlum, bunu yapma, ölürsün!" derler. "Aman oğlum, şunu yapma, sakatlanırsın!" derler. "Aman oğlum, kızım, şöyle yapma, böyle olur!" gibi büyütüldüyseniz, yeni şeyler denemekten de çekinirsiniz. Doğayı gezmek isterseniz, ama ayı çıkar diye korkarsınız. Dağlara çıkmak istersiniz, çığdan korkarsınız. Hayatınıza yön vermezsiniz. Bütün düşüncelerin psikolojik olarak olduğunu anlamadığınızdan gelir bu. Eğer psikolojinizi sağlam tutmazsanız, kaptansız gemiden farkınız kalmaz. Akıntı nereye giderse, siz oraya gidersiniz. Hayatınızın ne kadar kısa olduğunu fark etmeniz belki uzun zaman alacak, ama zamanınızın ne kadar değerli olduğunu anlamalısınız. Siz düşünürken zaman ilerliyor. Siz otururken zaman ilerliyor. Siz yemek yerken zaman ilerliyor. İsteseniz bile durduramıyorsunuz. Bir yandan korkunç, bir yandan iyi bir şey çünkü yaşamak isteyen