Sana meylim bir ihtiyaçtan ya da bir çıkardan kaynaklanmıyor: zaten ne çıkarım olabilir ki? Daha çok telafi arzusu benimki; kaybedilmiş zamanın, önlenmemiş kırgınlıkların telafisi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanoğlunun ne acayip bir tabiatı var ki bazı şeylerin kıymetini ancak onları kaybettiğinde anlıyor. Her zaman yanında olana, el altındakine karşı daima ihmalkar ve hoyrat...
Bir insanın yalnızlığa tahammül edebilmesi için bedeninin orta yerinde çok sağlam bir iskelete sahip olması gerekir; aklın rüzgarlarıyla eğilip bükülmeyecek, gönül fırtınalarıyla savrulmayacak, boş duvarlardan gelen yankılarla dertlenmeyecek bir ruh iskeletine.
Geride bırakmayı bilmek lazım. İnsan geçmişin yükleriyle yaşayamaz. Yükler birikir, karşı çıkmayan insan altında kalır. İtiraz etmek cesaret gerektiriyor elbette. Karar anıyla yüz yüze gelmek, o güne kadar görmek istemediğin bir hakikati kabul etmek demek. Pek çok kere bir yenilgi gibi yaşayabiliyor insan bu ânı. Aslında bu bir aldatmaca. Allah’ın tamahkâr ve itaatkar insan için yarattığı yanılsama. Oysa gerçekte bir yenilgi yok ortada. Tam tersine, bir ilerleme, bir yenilenme var. Bu bir vedalaşma ve aynı zamanda bir selamlama.