“Kederli kederli yükseldi güneş; güneş ışıklarının vurduğu hiçbir şey, yüreğindeki iyi niyeti ve sahip olduğu yetenekleri doğru kullanma becerisinden yoksun, kendi iyiliği ve mutluluğuna zerre kadar hayrı olmayan, kendi çürüyüşünün farkında olduğu halde bu çürümenin onu yiyip bitirmesine izin veren bu adam kadar kederli olamazdı.”
“Celbedildiğim gece başını omzuma yaslamıştı; gidecek olmamdan korkuyordu oysa benim içimde hiç korku yoktu. Beni Kuzey Kulesi’ ne götürdüklerinde cebimde kollarımda takılı kalmış bu saç tellerini buldular. ‘Bunlar bende kalsın. Burada bedenen kaçmama yardım edemezler belki ama ruhen firar etmeme yardım edebilirler.”
“ Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu…”