Yada tam tersidir oysaki ,olabilecek tüm gelecekleri önüne koyup hiçbir gelecekte bulunamamaktır kendini . her defasında o ışıkta kendini bulmaya çalışmaktır . o kadar çabalamaktır ki sonunda o ışığı bile isteyerek söndürebileceği günü arzularken bulmaktır kendini ve o arzuyla yanıp tutuşurken daha da karanlığı görmesidir. Görmesidir çünkü çırpındıkça ışıktan çok o karanlığın vazgeçilmez arsuzuyla ışığı yok etmesidir . O ışıktan kaçmaz depresyonda olan kişi bilhassa o ışığın parlaklığı o kadar çarparki yüzüne onu o kadar içine alır ki o ışık gittikçe artar içinde , o ışık gittikçe dayanılmaz bir hal alır. Onu o denli kabul ederki asıl solgun yaşamın onun ışığını bastırdığını ve asıl ışığın ne olduğunu karıştırmaya başladığında başlar . Karışır gittikçe her şey , gördüğü renkler yazdığı cümleler ne başı benzer benzetmek istediklerine , ne de sonu bağlanır bağlamak istediği sona. Ne onu anlayacak ne de kendini anlamlandıracak gücü bulamaz günün sonunda. Ve ulaşabileceği tek gerçeğin ölüm olduğunu anladığında o kolay söylenebilecek etiket konur ona ; depresyondaymış.