“İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak, bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın "Nasıl görünüyorum?" sorusundan, "Nasıl görüyorum?" aşamasına geçmesiydi.”
“Necla sadece mutlu olmakla yetinecek bir insan değildi. Daha doğrusu mutlu olduğunu ancak başka insanların mutsuzluğuna bakarak anlayabilecek bir yapısı vardı. Onun için hayatın ölçüsü buydu. Bu da çevresindekilerin kendisinden aşağı olması, ondan korkmaları ve ezilmeleri demekti. Necla ancak bu anlarda derinden mutlu olduğunu hissedebiliyordu, bunun dışında ne doğa ona bir huzur veriyordu, ne aile, ne de dostluk. Bunların tümünü zayıflık olarak görüyordu.”