Bu kent üzerine çullanıyorsa artık ve ağırlığı adımlarını günbegün yavaşlatıyorsa gitmelisin. Başka sokaklarda adımlamalısın.
Sabahı ve geceyi direngen adımlarla yürümelisin.
Sana ait herşey tükeniyorsa zamanla. Ve arıık tüketmekten korktuğun birkaç şey kaldıysa, bırak onlar kalsın bu şehirde. Bırak onlar hasretinde yaşasınlar. Bırak onlar hasretinde büyüsünler.
Bırak onlar, uzaklarda bir gece vakti yaktığın sigaranın dumanıyla çoğalsınlar hayatında.
Git ve giderken bakma sakın.
Geride kalan birkaç kişinin gözlerine bakma sakın
Bakarsan gidemezsin. Gözlerinden çekip alamazsın kalbini.
Geride kalanların gözlerine bakmamalısın. Bir bakarsan ateş ruhunu yakar. Adımların yavaşlar, gidemezsin.
Yazmak, göz göre göre bir ateşin içine atmaktır bedenini. Kalbini avuçlarının içine alıp acıdan kıvranacak kadar kuvvetlice sıkmaktır yazmak.
Tanrım! Sahiden başım çatlayacak gibi. Bunu nasıl anlatmalı şimdi? Hangi lanet olası kelime bunu anlatmaya yetecek? Bir sokakta yürüyememek nasıl bir şeydir?
“Yaşama sanatı, yalanlara inanmayı bilme sanatıdır" diyor Cesare Pavese. "Bunun korkunç yanı, doğrunun ne olduğunu bilmememize karşın, bir yalanın yalan olduğunu hala anlayabilmemizdir." Göz göre göre, yalan olduğundan emin olduğun sözlere inanmaktır bazen yaşamak.